Anlamayan kişi anlamaz

Bilgideki bilgisizliği öğrenme
Hak edilmeyen bilmeye nispetle yapılan deneyimin edinimi

Hak-ediş
Haklı veya haksız olmaktan vazgeçip
Hak ile olmak.

Eğer oluş / oluşum öne çıkmasaydı,
hakiki zat (el-ayn) tüm çıplaklığıyla zuhur ederdi.

İsimler olmasaydı,
sadece isimlerin sahibi belirgin hale gelirdi.

Sevgi olmasaydı,
kavuşum / kabz daimi olur, [varlık hiç zuhura gelmezdi].

Kavuşumun hazzı / nasibi olmasaydı,
sadece mertebeler egemen olurdu.

Hüviyet [“o” olmak] olmasaydı,
enniyet [“ben” olmak] zuhur ederdi.

“O” olmasaydı,
“Ben” ortalığı kaplardı.

“Sen” olmasaydı,
bilinmezlik fermanı heryere duyurulurdu.

“Anlamak / anlaşılmak” olmasaydı,
“bilme”nin iktidarı tek ceberrut olurdu.

Hilyetü’l-Ebdâl / İbn Arabi

HAK
Sözlükte “gerçek, sabit ve doğru olmak, gerekmek; bir şeyi gerçekleştirmek; bir şeye yakînen muttali olmak” anlamlarında masdar ve “gerçek, sabit, doğru, varlığı kesin olan şey” anlamlarında isim olan hak kelimesi (çoğulu hukūk) genellikle bâtılın zıddı olarak gösterilir. Râgıb el-İsfahânî, hakkın asıl mânasının “mutabakat ve muvafakat” olduğunu belirtir.

BATIL
“Boşa gitmek, temelsiz ve devamsız olmak” anlamındaki butlân kökünden türer.

Öğrenme – Anlama – Bilme
Malumat (information), öğrenmenin (learning)
Anlam (sense), anlamanın (understanding)
Mana (meaning), bilmenin (knowing) konusudur.

İsim – Fiil – Sıfat
İsimleri öğrenir,
Fiilleri anlar,
Sıfatları ise biliriz.

Mutabakat (örtüşme) ve muvafakat (uyuşma, karşılıklı rıza)
Mutabakat (örtüşme) ve muvafakat (uyuşma, karşılıklı rıza)

Kartal
Kartal anlamındaki ukab kelimesinin kök’ harfleri olan ayn, kaf ve ba iki kök- tür.
Birincisi ‘bir şeyin geciktirilmesi ve başka bir şeyin ardından getirilmesi’ demektir.
İkinci kök ise ‘yükseklik, şiddet ve güçlük’ anlamına gelir.
Kartal anlamındaki ukab bu ikinci kökten gelir.

Fütuhat-ı Mekkiyye / İbn Arabi
Fütuhat-ı Mekkiyye / İbn Arabi